Akil Heyeti'nin Erdoğan'a Sunduğu Rapor

Akil insanlar Heyeti'nin Recep Tayyip Erdoğan ile final toplantısı Çalışma Ofisi'nde gerçekleştirildi.

Başbakanlık Ofisi'nde 61 kişi ile hazır bulunan akil insanlar heyeti Başbakan Erdoğan ile final toplantısını gerçekleştirdi. 14:00'de başlayan toplantı 17:30'a kadar sürdü.
Toplantıya, Başbakan Yardımcıları Beşir Atalay ve Bekir Bozdağ, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ile Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Mehmet Ulvi Saran da katıldı. Akil İnsanlar Heyeti üyeliğinden, köşe yazısında istifa ettiğini açıklayan Murat Belge ile Prof. Dr. Baskın Oran katılmadı. Buluşmaya gidemeyen Kürşat Bumin ve Şemsi Bayraktar ise mazeret bildirdi.
 
Toplantı sonrası Hüseyin Çelik yaptığı açıklamada; "Toplantı yaklaşık üç saati aşkın bir süre aldı. Yedi bölümün başkanları sunum yaptılar. İnsanların talepleri temennileri endişeleri korkuları hayalleri ümitleri var. Bütün raporlarda bunlar ifade edilmiş durumdadır. Bu raporlarda birçok mesele tespit edilmiştir. Bu raporlar hükümet tarafından alındı. Bunlar en ince detayına kadar değerlendirilecektir.Bu yedi rapor birleştirilerek nihai bir rapor haline getirilecektir." dedi. Çelik ayrıca gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
 
7 Bölge'de görev yapan Akil İnsanlar Heyeti'nin raporlarından notlar şu şekilde:
 
Doğu Anadolu Bölgesi Grubu Başkanı Can Paker sürein aşamalarının olduğunu belirterek sözlerine şu şekilde devam etti:
 "Bütün bölge başkanları raporlarının özetini verdi. Ondan sonra da belirli konularda biraz karşılıklı görüş alışverişi oldu. Ama esasında Esasında hükümetbütün raporları birleştirecek, yeni bir rapor yapacak, onu dağıtacak herkese ve buna göre de yol haritasını çizecekler" 
Akil İnsanlar Heyeti Doğu Anadolu Bölgesi Grubu'nun hazırladığı raporda, "Doğu Anadolu Bölgesi halkının çözüm sürecine desteğinin çok yüksek olduğu gözlendi. Bununla birlikte geçmişte yaşananlar sebebiyle devlete ve kurumlara karşı bir aidiyet zaafiyeti ve kırgınlık olduğu tespit edildi" denildi.
Çalışmanın kendisinin tek başına dahi verilen mesajlardan ve yapılan müzakerelerden bağımsız olarak çözüm sürecine çok büyük bir katkı yaptığına değinilen raporda şu görüşlere yer verildi: ''Doğu Anadolu Bölgesi halkının çözüm sürecine desteğinin çok yüksek olduğu gözlendi. Bununla birlikte geçmişte yaşananlar sebebiyle devlete ve kurumlara karşı bir aidiyet zaafiyeti ve kırgınlık olduğu tespit edildi. Neredeyse toplumun tamamında bu sorunun askeri ve silahlı yöntemlerle çözülemeyeceği konusunda bir mutabakat olduğu tespit edildi. Protestolar çözüm sürecine destek verenlerin hem kararlılığını artırdı hem de tabanını genişletti. Diğer deyişle, protestolar karşı çıkanlara güç kazandırmadı tam tersine güç kaybettirdi."
Saha çalışmasından edinilen izlenimlerle gelen öneriler ve taleplerin değerlendirmesi çerçevesinde, yeni anayasa konusunda çok önemli sonuçlar çıktığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi: "Sivil ve yeni anayasa ihtiyacının karşılanması için parti siyasetini aşan bir siyaset tercih edilmelidir. Sivil bir anayasa için parti politikaları üzerinden uzlaşma arayışları değil, toplumdan gelen görüş ve önerilere dayanan bir uzlaşma arayışı seçilmelidir. Sivil ve yeni bir anayasa toplum, birey ve doğa merkezli bir felsefeye dayanmalıdır. Nihai olarak yeni Türkiye'nin yeni anayasası hedefinden asla vazgeçilmemelidir." 
 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Grubu'nca hazırlanan raporda, Türkiye'nin yıllardır süren ve yakın zamana kadar izlenen politikalar nedeniyle çözümü gittikçe zorlaşan bir sorununu, demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözmeye çalıştığı belirtilerek, toplumda büyük bir heyecan yaratan bu sürecin, sadece ilgili aktörlerin değil, tüm toplumun gündemini en fazla işgal eden konu başlıklarından birini oluşturduğu kaydedildi. Farklı ideolojik kimliklerin çok benzer bir dille konuştuğu ve haklar konusunda aynı değerlendirmeleri yaparak aynı talepleri öne sürdüğü bildirilen raporda, "Bölgedeki Kürtlerde, eşit ve özgür vatandaşlar olarak Türkiye ortak vatanında barış içerisinde birlikte yaşamadan yana çok güçlü bir irade mevcuttur. Bu eğilim, kalıcı barışın temini için önemli bir veri oluşturmaktadır." ifadesine yer verildi. Rapordaşöyle denildi: "Güneydoğu'da hangi kimlikten veya ideolojiden olursa olsun, herkes barış sürecinden yanadır ve bunu zihniyet olarak desteklemektedir. Güneydoğu için barış, günlük hayatı yeni baştan kurgulayacak reel ve radikal bir dönüşüm anlamına gelmekte, büyük bir umut ve coşku ile karşılanmaktadır. Dolayısıyla Kürtler, ülkenin batısında yaşanan 'ayrılma ve bölünme' tartışmalarını yadırgamaktadırlar. Nitekim uzun toplantılarımızda konuşulmayan belki de tek şey bayrak, sınır, bölünme ve benzeri konular olmuştur."
 
İç Anadolu Bölgesi Grubu Genel Sekreteri Cemal Uşşak şöyle konuştu: 
"Kürt vatandaşların beklentileri ağırlığı teşkil ediyor. Kürt olmayan vatandaşların da endişeleri, kuşkuları yoğunluk teşkil ediyor. Bu talepleri, beklentileri karşılamak, gidermek hiç şüphesiz hükümetin ve siyasi otoritenin üzerine düşen bir görev. Yani şuan itibariytle akil insanlara tevdi edilmiş görev tamamlanmış oldu. Bundan sonraki süreçlerde benzer heyetler kurulması söz konusu olabilir. Benim şahsi kanaatim bu sürecin son derece hassas olduğu yönündedir. Buna göre benzer heyetlerin kamuoyunu dinlemeye devam etmesinin iyi olacağına inanıyorum. Bu bizim heyetimizin olması gerekmiyor başka heyetlerde olabilir. Bu çünkü bizim siyasi tarihimizde benzeri söz konusu olmayan bir iç tecrübe. Kamuoyuyla devlet arasında bir tampon kuruluş, tamamen sivil. Devleti temsil etmiyor ama devletin kolaylaştırıcılığıyla, kendi şahsi insiyatifleriyle yöntemlerini, usullerini, muhataplarını da kendilerini belirlemek suretiyle oluşan bir heyet. İki ay boyunca böyle bir tecrübe konuldu. Bu heyet çok önemli bir görev yaptı. Bu bir anlamda Türkiye'nin katılımcı demokrasinin bir uygulama alanı da anlamına gelmiş oldu."
 
Karadeniz Bölgesi Grubu Başkanı Yusuf Şevki Hakyemez'in açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Bu sürecin asla sekteye uğratılmaması gerektiğini belirttik. Onun için sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Hükümetin burada daha dikkatli gitmesi gerekiyor ama biz Karadeniz bölgesinde şunu çok duyduk. Onun için raporumuzun sonuç bölümünde buna da yer verdik. Kandil'in, İmralı'dan gelen heyetlerin yaptığı açıklamalar, BDP heyetinin yapmış olduğu bazı açıklamalar bu bölgede sıkıntılara yol açıyor. Bu başka bölgeler için de geçerlidir. Onun için hükümetin burada süreci kendisinin yönettiğini, inisiyatifin kendisinde olduğunu, sözgelimi Kandil'in yaptığı bazı açıklamalar aslına bakarsanız tamamen süreci sabote etmeye yönelik de olabilir. Burada hükümetin algıyı iyi yönetme noktasında daha baskın olması gerekiyor. Sürece ilişkin net bilgiler vermesi, kamuoyunu bilgilendirmesi gerekiyor. Hükümet yetkililerine bizzat bunu aktardık, raporda da buna yer verdik." Anayasa çalışmalarına da raporda yer verdiklerini belirten Hakyemez; "Sürecin kalıcı sonuçlar verebilmesi için sivil ve demokratik bir anayasa ile desteklenmesi gerekiyor. Evet bir anayasa yapılmaya çalışılıyor, buna yine devam edilsin. Sivil ve kalıcı bir anayasa olmasında fayda var. Anayasanın özelliği ne olacak, çözüm sürecine katkı bağlamında. Farklılıkları güvence altına alması lazım. Bunları güvence altına alan bir anayasa olmalı." dedi.
 
Ege Bölgesi Grubu Başkan Vekili Avni Özgürel şu açıklamalarda bulundu:
"Çözüm sürecinin ikinci safhasında yapılacakları sorduğumuzda Başbakan'ın, paket veya yapılması gerekenlerle ilgili değil de çekilme konusunda beklentilerin gerisinde olunduğu için bazı tereddütlerinin olduğu ortaya çıktı. Başbakan, silahlı unsurların yüzde 15'inin çekildiğini, çekilmenin ardından yapılacakların gerçekleştirileceğini ifade etti. Tamamının çekilmesi diye beklenti olmaz ama önemli kısmının çekilmesi, herhalde Başbakan'ın beklentisiydi. Bu beklentinin henüz gerçekleşmediği anlaşılıyor. Nasıl Kürt kesiminde birtakım tereddütler varsa Başbakan'da daha fazla tereddüt var. O da ihtiyatlı olarak bir şeyleri garantiye alarak bastığı yeri iyice yoklayarak adım atmak istiyor." Özgürel;  "Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin raporlarında, Kürt kesiminin beklentileri istikametinde yapılması gereken reformlar dile getirildi. Biz ise raporumuzda daha çok demokratikleşme üzerine çekerek meseleyi açıkladık" diye konuştu.
 
Akdeniz Bölgesi Grubu Genel Sekreteri Tarık Çelenk şunları söyledi:
"Devletin ön plana çıkardığı sivil yaklaşım çeşitli çatı sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları üzerinden devam ettirilmeli, insanların birbirleriyle konuşabileceği platformlar tesis edilmeli , ülke genelinde muhatap alınabilecek yerel bölge akilleri veya çekirdek ekipler oluşmasına destek verilmelidir. Şehit ve gazi ailelerine çözüm süreci ile uyumlu şekilde yas tutma süreçlerini geçirebilmeleri için teorik ve pratik destek sağlanmalıdır. Siyasi aktörlerin sürece dair ifadelerinin ve dillerini özenle seçmesi ve toplumsal psikolojiyi dikkate almaları gerekmektedir. Sürece dair her aşamada devlet , yol haritası ve rehabilitasyon projelerinin olduğunu çağrıştıracak çalışmalarını toplumla paylaşarak şeffaflık hassasiyetini gidermelidir. Hem somut ihtiyaç ve taleplerinin anlaşılması hem de sürecin dışarısında kalmamaları adına koruculara yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir."
 
Marmara Bölgesi Grubu Sekreteri Levent Korkut ifadesinde rapordaki önerileri şöyle sıraladı:
"Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, adem-i merkeziyetçi devlet yapısının oluşturulması, hukuk devletinin genel esaslarına uygun şekilde daha fazla demokratikleşmeyi sağlayarak önlemlerin alınması, yüzde 10 barajının düşürülmesi, ceza kanunlarındaki kısıtlayıcı, ifade özgürlüğüyle bağdaşmayacak hükümlerin değiştirilmesi, adalet reformuna devam edilmesi, eğitim ile ilgili mevzuatın elden geçirilerek, vatandaşa kendisinin dahil olduğu bir eğitim müfredatı oluşturulması, bütün kimlik, grup ve vatandaşların kendi kimliklerini özgürce yaşayabilecekleri bir ortamın sağlanmasına yönelik tedbirler tedbirler alınması. Özellikle 30 yıldır süren sorunun yarattığı sosyal travmaları her bakımdan ele alarak, düzeltmeye çalışmak. Çatışma nedeniyle yakınlarınıkaybeden, zarar görenlerin travmalarını hafifletici sosya politikalar geliştirilmesi. Koruculuk sisteminin dönüştürülerek, korucuların maddi kayba uğramadan yeni bir sistem içinde değerlendirilmesi." Korkut gelecekteki gelişmelerin önemine değinereksözlerine; "Zannediyorum kısa gelecek için iki şey önem taşıyor. Sürecin silahların susması ve geri çekilme boyutu hızlandırılmalı. Bunun yanında hükümet de bunu teşvik edici, kısa vadeli planlar geliştirmeli. Orta ve uzun vadeli planlar daha sonraya bırakılmalı" diye devam etti.
 
İçerik Yanı Reklam 1