Katliam dünya gündeminde

BRÜKSEL (AA) - Mısır'da güvenlik güçlerinin darbe karşıtı göstericilere yönelik katliamına, Avrupa Birliği, tüm taraflara "azami teenni çağrısında" bulunarak cevap verdi. 

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'ın sözcüsü Michael Mann adına yapılan açıklamada, "Mısır güvenlik güçlerinin protestocu kampı temizleme hazırlığını not ettik. Bu kapsamda ölümler ve yaralanmalar olduğu yönündeki haberler son derece endişe verici" dedi.

AB'nin demokratik, güçlü, müreffeh ve kapsayıcı bir Mısır'dan yana olduğunu belirten sözcü, mevcut gelişmeleri tedirginlikle takip ettiklerini belirterek, cepheleşmenin ülkenin önündeki meydan okumalara ve ve temel siyasi sorunlara çözüm olamayacağını vurguladı.

Ashton'ın sözcüsü, "Şiddetin herhangi bir çözüm getirmeyeceği yönüdeki AB pozisyonunu tekrarlıyoruz ve bütün taraflara azami teenni göstermeleri çağrısı yapıyoruz" ifadesini kullandı.

Bu arada İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt de Twitter mesajında, "Mısır'da katliamı ve şiddeti kınıyorum. Ana sorumlu rejim güçleridir. Siyasi süreci restore etmek son derece zor" dedi.

-Alman hükümeti sözcüsü Seibert

Alman hükümetinin sözcüsü Steffen Seibert, başkent Berlin’de yaptığı açıklamada, sağlıklı bilgileri olmadığı için Mısır’daki durum ile ilgili tam bir değerlendirme yapamayacağını belirterek, Alman hükümetinin, Mısır’da tüm tarafların itidalli davranması ve mutlaka şiddetten kaçınması çağrısında bulunduğunu ifade etti.

‘’Temel ilke olarak siyasi görüşünden bağımsız olarak tüm Mısırlıların insan hakları dikkate alınmalı ve korunmalı’’ diyen Seibert, tüm yetkilileri sorumlu davranmaya, gergin olan durumda kan akmasının engellenmesine davet ettiklerini kaydetti.

Siyasi sürecin herkesi kapsaması ve herkese açık olması gerektiğini belirten Seibert,  bu sürecin şiddetten etkilenmemesi gerektiğini, tüm siyasi güçler arasında barışçıl dengenin sağlanmasından başka makul bir yolun olmadığını  ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Andras Peschke de bir soru üzerine, Mısır hükümetiyle temasa  girdiklerini, bu temasın Mısır’ın Berlin Büyükelçiliği üzerinden yapıldığını belirtti. Sözcü, Dışişleri Bakanlığı’nın bir üst düzey yetkilisinin Mısır’ın Berlin Büyükelçisi’yle telefonla görüştüğünü ve bu sabah Alman hükümetinin pozisyonunu açık bir dille ilettiğini kaydetti.

- İngiliz milletvekili, Batı dünyasının sessiz kalmasını eleştirdi

The Telegraph gazetesine "İlkelerimiz nereye gitti" başlıklı bir makale yazan İngiliz milletvekili Douglas Carswell,  Arap dünyasının kültürel başkenti olarak tanımladığı Kahire'den gelen haberleri yalnızca Mısır için değil, Ortadoğu ve Batılı siyasetçiler için de bir felaket olarak niteledi.  

Kahire'de hükümete bağlı güçlerin bu sabah silahsız göstericileri öldürdüğüne dikkati çeken Carswell,  "Bizler, buradan Mısır'daki olaylara yön veremeyiz. Ama en azından doğru tepkiyi verdiğimizden emin olarak süreci bir dereceye kadar etkileyebiliriz. Şimdiye kadar Washington, Londra ve Brüksel'deki siyasetçiler, hatalı davrandılar. Batılı diplomatlar ile bakanların Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin ordu tarafından devrilmesini kınamama kararı, Mısır'da her bir kan dökülüşünde daha da acayip görünmektedir" ifadelerini kullandı. 

Batılı hükümetlerin Mursi'nin devrilmesi ile ilgili kaçamak açıklamalar yaparak, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ise darbe sözcüğünü bile kullanmaktan kaçınarak Müslüman Kardeşliği senaryosunu geçerli kıldıklarına işaret eden Carswell, "Kahire'deki generallerle ne kadar çok dostluk kurarsak, Mursi gibilerin dünya görüşünü o kadar meşru kılarız" dedi. 

Carswell, sözlerine şöyle devam etti:

"Londra ve Washington'daki ilkeli darbe karşıtları hani nerede? Mısır'ın demokratik seçimle işbaşına gelen cumhurbaşkanına yapılan muameleye yönelik kınama nerede? Bu sabah işlenen cinayetlere yönelik yüksek sesli ve sert kınama nerede? Dış politikayı kariyer diplomatlarının eline bırakırsak işte böyle olur. Kaçamak açıklamalar ve akıntının götürdüğü yere gitme. Bu tutumun ne bize ne de Mısır'a bir faydası dokunur."

-Tehlikeli gelişme

Tunus Cumhurbaşkanı Muhammed el-Munsif el-Marzuki, yaptığı açıkmada, Rabiatul Adeviyye ve Nahda meydanlarına yapılan müdahaleyi eleştirerek, "Şu anda Mısır'da tehlikeli bir şey oluyor. Kutuplaşma, kışkırtıcı söylemler, meşruiyet ve demokrasiye saygı duyulmaması çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir" ifadesini kullandı.

Marzuki ayrıca Dışişleri Bakanı Osman el-Cerandi'yi Mısır'daki gelişmelere ilişkin Tunus'un "Resmi tutumunu akşam saatlerine kadar belirlemekle" görevlendirdiğini kaydetti.

-"Taşa karşı kurşun yağmuru"

İran resmi haber ajansı IRNA, "Mısır güvenlik güçleri Mursi taraftarlarına müdahale etti" başlığı ile verdiği haberde, Müslüman Kardeşler'in internet sitesindeki açıklamalarına dayanarak, müdahale sonucu yaklaşık 500 kişinin öldüğünü ve binlerce Mısırlı'nın yaralandığını yazdı. Haberde, güvenlik güçlerinin Mursi taraftarlarına ateş açması ve gösteri meydanında bulunan çadırları yakması sonucunda çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce kişinin yaralandığı da ifade edildi.

Mısır’daki müdahaleye en fazla yer veren Fars haber ajansı ise “Taşa karşı kurşun yağmuru” başlını kullandı. Ajans, sağlık ekiplerinden aldıkları bilgiler doğrultusunda 120 kişinin öldüğünü, 2 bin kişinin ise yaralandığını yazdı. Mısır’daki gelişmeleri dakika dakika yayınlayan ajans, Mısırlıların müdahaleden sonra da direnişlerine devam ettiğini kaydetti.

Fars haber ajansı ayrıca haberinde, Ulusal Kurtuluş Partisi’nin, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Baradey’in halka yönelik yeni bir müdahaleyi önlemek için Rabiatül Adeviyye Meydanı’na geldiği açıklamalarına yer verdi.

Mehr Haber Ajansı ise Sky News’i kaynak göstererek müdahaleyi, “Kahire caddeleri savaş alanına döndü”, “Müslüman Kardeşler'e mensup kişiler arasında silah ele geçirildi”, “Müslüman Kardeşler taraftarları bir askeri öldürdü”, “Müslüman Kardeşler taraftarları onlarca kiliseyi ateşe verdi” başlıklarıyla duyurdu.

Mısır’daki müdahale İran basınında her ne kadar geniş yer bulsa da, konu ile ilgili yetkililerden şu ana kadar açıklama ya da kınama gelmedi. Müdahale, bakanlar kurulunda yer alacak isimler ile ilgili mecliste yapılan oturumların gölgesinde kaldı.

-"Katliamı sözde değil fiilen kınamak gerekir"

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Türkiye Temsilcisi Halid Hoca, Mısır'da Savunma Bakanı Abdüfettah Sisi'nin gerçekleştirdiği darbe ile başlayan sürecin Ortadoğu'da başlayan özgürlük dalgasını hedef alan ortak bir planın parçası olduğunu ifade etti. 

Halid Hoca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır güvenlik güçlerinin Kahire'deki Rabiatul Adeviyye ve Nahda meydanlarında en az 163 kişinin ölümü, binlerce darbe karşıtının yaralanmasıyla sonuçlanan saldırısını değerlendirdi. 

"Darbe karşıtlarına yönelik katliamı sözde değil fiilen kınamak gerekir" diyen Hoca, "Osmanlı sonrası bölgede Sykes-Picot düzeni ikame edilmişti. Arap Baharı bu düzenin yerine başka bir bütünleşmenin adımıydı. Sykes-Picot'yu tasarlayan Batı, bölgenin bu konseptten çıkmasını istemiyor. Bunu, Türkiye'de Gezi Parkı olaylarıyla, Tunus'ta suikastlerle, Mısır'da darbeyle, Suriye'de diktatörlüğün açıktan ya da gizli desteklenmesiyle yapmaya çalışıyor." ifadelerini kullandı. 

"Batı'nın, seküler elitler eliyle bölge halkları üzerinde hakimiyet kurduğunu" ifade eden Hoca, "Arap Baharı ile halk iradesi ilk kez Batı'ya ve yerli sözcülerine karşı özgürleşti" dedi. 

Hoca şöyle devam etti:

"Tüm ayak oyunlarına rağmen halklar geri adım atmadı. Kendi iradeleriyle seçtikleri iktidarlara sahip çıkıyorlar. Tunus'ta Nahda, Mısır'da İhvan sadece buradan güç alıyor. Suriye'de ise bahsini ettiğim güçlerin devrimini çalma ve onu doğmadan boğma çabası erken gerçekleşti. Ama ülkemiz içinde savaşan muhalif gruplar bağımsızlığını koruyor. Lazkiye kırsalının yarısının muhaliflerin kontrolüne girmesi ve silahlı grupların ilerlemesi bunun göstergesidir."   

-"Mısır'daki katliam Suriye'nin devamı"

Hoca, "Mısır'daki darbe yönetiminin gerçekleştirdiği katliamın Suriye'de yapılan katliamların devamı olduğunu" belirtti. Lübnan'dan yayın yapan ve Suriye'deki Esed rejimine yakınlığıyla bilinen Gassan Ciddu yönetimindeki el-Meyadin TV'nin, katliam başlamadan önce meydandan canlı yayın yapmasını "despotların çıkar ittifakı" olarak nitelendiren Hoca, darbe yönetiminin Mısır'a sığınan Suriyelilere karşı Esed yönetimi adına kampanya yürüttüğünü vurguladı.

Hoca, "Rabiatu'l Adeviyye Meydanı Suriye devriminin stratejik derinliğidir. Suriye'de Esed yönetimine karşı kazanılan her mevzi, hem Tunus'un hem Mısır'ın hem de özgürlüğü için yola çıkmış tüm halkların kazanımıdır" diye konuştu.

İçerik Yanı Reklam 1